|

TEKRAR MERHABA ...HAYAT NE GÜZEL...ONUN
MEYVALARI ÇOCUKLARIMIZLA DAHA DA ANLAMLI...BUGÜN ÇOCUKLARIMIZI YETİŞTİRİRKEN
SEVGİYLE ONLARI İNCİTMEDEN VE ÖZGÜVENLERİNİ PEKİŞTİREREK SEVGİNİN NASIL
OLUŞTURULABİLECEĞİNİN DETAYLARINI PAYLAŞMAK İSTİYORUM SİZLERLE SEVGİLİ
DOSTLARIM.
EN GÜZELİ SEVGİYLE DİSİPLİN
O hayatta en sevdiğiniz varlık. Ama onun yaramazlıkları, söz dinlemezlikleri
karşısında kimi zaman çaresiz kalıyorsunuz. Ona karşı çeşitli disiplin
methodları uyguluyorsunuz; azarlıyorsunuz, hakaret ediyorsunuz belki de hiç
yapmamanız gerekenleri yapıyor karanlık odalara kapatıyor ya da dövüyorsunuz. Bu
davranışlarınız onun benliğinde derin yaralar açıyor. Size karşı hırs duymaya
başlıyor. Ve yapma dediklerinizi, inadına daha fazla yapmaya başlıyor. Peki bu
durumda ne yapmalısınız? Hiç "sevgiyle disiplin" kurmayı denediniz mi? Sevgi bir
çok kapıyı açtığı gibi çocuğunuzla aranızda çözümsüz sorunların da kapısını
açacaktır. Peki bunu nasıl yapabilirim? diye soruyorsanız size bir kitap
önerebiliriz. Bu konuda yazılmış en nitelikli ve anlaşılır kitaplardan biri olan
Fitzhugh Dodson'un Kuraldışı Yayınları’ndan çıkan "Sevgiyle Disiplin" isimli
kitabi açıklamalarıyla ve örnekleriyle anne ve babalar için bir başucu kitabi
niteliğinde. Bu kitap sayesinde, doğumundan 21 yaşına gelinceye değin çocuğunuz
üzerinde en etkili disiplin yöntemini "sevgiyle disiplini" uygulayabilirsiniz.
Bu kitabin "Ödüllendirme Sistemi" isimli bölümünü sizlere sunuyoruz.
ÖDÜLLENDİRME SİSTEMİ
Çocuğunuza "doğru davranışlar" öğretmek için en etkili yöntem "Pozitif
Ödüllendirme"dir. En etkili yöntem olmasına rağmen ne yazık ki anne babalar
tarafından da en az kullanılanıdır. Simdi "Pozitif Ödüllendirme"nin hayvan
eğitimi üzerindeki etkisini gösteren bir örneğini inceleyelim: Eskiden Los
Angeles yakınlarında "Japon Hayvanat Bahçesi" denilen bir park vardı. Bu parkın
görevlilerinden, hayvan psikologu Dr. Leon Smith, Japonya’nın Hokkaido adasından
gelmiş vahşi ayılara basketbol oynamayı öğretmişti. Vahşi ayılar, adadan
geldiklerinde doğal olarak basketbol hakkında fazla bir şey bilmiyorlardı. Dr.
Sminth, yine de ayılara bazı anne babaların yaptığı gibi ne bağırdı ne nutuk
çekti ne de onları dövdü. Ne mi yaptı? Pozitif Ödüllendirme sistemini esas aldı.
Yöntemi şöyleydi: Ayinin kafesin içindeki basket potasına doğru yaptığı en küçük
hareket bile ufak bir parça etle ödüllendiriliyordu. Ama kafesin diğer tarafına
doğru giderse ne ödül ne de ceza veriliyordu. Dr. Smihth, bu sistemi ayılar
basketbol potasının yanına gelene kadar her gün sürdürdü. Daha sonraki
etaplardaysa ayıları topu yerden aldıklarında, potaya götürdüklerinde ve basket
attıklarında ödüllendirdi. Anlaşılacağı gibi bu gelişmelerin hiçbiri tek bir
derste gerçekleşmedi. Ama eğitimleri tamamlandıktan sonra Dr. Smith ne zaman
kafesinin içine bir top atsa ayıların biri koşup topu yakaladı ve potaya attı.
Bu örnek basit olmasına rağmen anne babalar için çok önemli noktaları
vurgulamaktadır. Dr. Smith'in neler yaptığını birlikte gözden geçirelim: İlk
önce, ayılardan hangi davranışları beklediğine karar verdi. Ayıların topu alıp,
basket atmayı öğrenmelerini istiyordu, bunun dışındaki tüm hareketler doktora
göre istenmeyen davranıştı. İkinci olarak, yapılmasını istediği hareketler için
bir ödül kararlaştırdı; bir parça et. Üçüncü olarak, ödülleri en son aşamada,
ayı basketi attığında değil de, küçük miktarlarda her aşamada verdi. Bu küçük
adımlar, Dr. Smith'e vahşi ayılara basketbol oynamayı öğretme başarısını
getirdi. Özetlersek, Pozitif Ödüllendirme sisteminin ana fikri; "İstenen
davranışlar daima ödüllendirilmelidir ama istenmeyen davranışlara ödül yoktur.
Ödüllendirilen davranışlar ise genellikle tekrarlanır." Bazı anne babalar
yalnızca iyi davranışları ödüllendirme metodunu uygularken, bazıları da bilmeden
bunun tam tersini uygular. Farkında olmadan, çocuklarını istenmeyen davranışları
için "ödüllendirirler" böylece çocuklara aslında kendilerinden beklenenin tam
tersini öğretirler. Milyonlarca anne baba çocuklarına bilmeden kötü insan olmayı
öğretmektedir! Bir çok çocuk anne babasının istediği gibi davrandığında
ödüllendirilir mi? Kucaklanıp, aferin denilir mi? Hayır! Zaten öyle davranması
gerekiyordu diye düşünülür ve hiçbir şey söylenmez. Burada gözden kaçan; iyi
davrandığında ödüllendirilmeyen çocuğun "Nasıl olsa aldırmıyor" diyerek bu
davranışını tekrarlamamaya yönlendirildiğidir. Bir de bu durumun tersini
düşünelim: Çocuk iyi davranmak yerine, arkadaşına vurur, çorbayı isteyerek yere
döker, kız kardeşine eziyet eder, annesinin çantasından para çalar, hiçbir
şekilde itaat etmez. Özetle, yapılmaması gereken yüzlerce davranıştan birkaçını
sergiler. Bunun sonuncunda ne olur? Olumlu davrandığında ona aldırmayan anne
babası yapmaması gereken davranışlar sergilediğinde hemen bütün dikkatlerini
çocuklarına veriler. Onu azarlar hatta tokatlarlar. Anne babaların bu
davranışını ben "Erimiş Çikolata Kanunu'na karşı gelmek" diye adlandırıyorum.
Eğer ikisi arasında seçme şansı verilirse, çocuk tabii ki erimemiş çikolataya,
erimiş çikolataya tercih edecektir. Ama erimemiş çikolata yoksa erimişine "hiç
yoktan iyidir" diye razı olacaktır. Ayni şekilde anne babasından ilgi görmeyen
çocuk, hiç yoktan iyidir anlayışıyla azar işitmeye razı olacaktır. Bir çocuk
için ne şekilde olursa olsun ilgi görmek en önemli şeydir. Anne babanın
kızgınlığı çocuğa ödül etkisi yapar. İstemeden de olsa çocuklarına, kardeşine
eziyet etmeyi, arkadaşları ile kavga etmeyi, para çalmayı ve daha yapmaması
gereken pek çok şeyi öğrenir. Sonuçta pek çok anne baba çocuklarına öğretmek
istedikleri şeylerin tam zıddını öğretir. Ödüllendirmeyerek, çocuklarının iyi
davranışlarını köstekler, cezalandırarak da (negatif ilgiyle) kötü hareketlerini
bilmeden destekler. Başka anne babaların düştüğü hataya düşmemek için ne
yapmalıyız? Emekleme döneminden başlayarak ergenlik çağına kadar uygulayacağınız
bir ödüllendirme sistemi geliştirmeliyiz. Bazılarınız, "Ama benim çocuğum sekiz
yasına geldi bile, şimdi ne yapacağım" dediğini duyar gibiyim. Endişelenmeyin.
Çocuğunuz hangi yasta olursa olsun, bu sistemi uygulayabilirsiniz. Ama ne kadar
erken baslarsanız sizin için o kadar kolay olur. Örneğin, delikanlılık çağına
ulaşmış bir çocuk (ergenlik psikolojisinin doğal bir sonucu olarak ) anne ve
babasının her söylediğine karşı çıkacağı için işiniz çok zorlaşabilir. Bu
bölümde, ödüllendirme sisteminizi nasıl kurabileceğinizin genel bir özeti, daha
sonraki bölümlerde ise değişik yaslarda uygulanabilecek değişik bakış açıları
yer alacak. Diyelim ki sekiz yaşında bir çocuğunuz var ve siz ödüllendirme
sistemini ilk defa olarak denemek istiyorsunuz. Nereden başlamalısınız? İlk
olarak, çocuğunuz davranışlarını ve duygularını ayrı ayrı değerlendirmeye
çalışmalısınız. Bir çocuğun duyguları derken; sevgi, sevinç, heyecan, öfke,
keder ve korkudan bahsediyorum. Duyguları sadece çocuğunuza ait bir dünyadır.
Onları ne etkileyebilir ne de değiştirebilirsiniz. Heyecanlanmak, korkmak,
üzülmek veya kızmak çocukların elinde değildir. Hiçbir çocuk duygularından
sorumlu tutulamaz. Çünkü duygular davetsiz misafir gibidir. Davranışlar, ancak
dışarıdan izlenebilir ve kontrol altında tutulabilir. Örneğin; öfkelenmek
çocuğun elinde değildir ama kızdığında arkadaşının gözüne kum atmak, kardeşine
vurmak ya da oyuncak çalmak elindedir. Anne babalar çocuklarının duygularını
kontrol altına alıp yönlendiremezler ama hareketlerini hem kontrol altına
alabilirler hem de büyük ölçüde yönlendirebilirler. Çocuğunuza uygun bir
ödüllendirme sistemi oluştururken, duygularını değil hareketlerini yönlendirmeyi
amaçlıyoruz. Dikkat edilmesi gereken ikinci nokta; çocuğun sadece tanık
olduğumuz hareketlerini hedef almaktır. Gözle görülmeyen, elle tutulmayan
olaylarda anne baba etkili olamaz. Örneğin: kliniğime gelen anne babalara
"çocuğunuzun sizi tedirgin eden yönleri nelerdir? Hangi davranışlarının
değişmesini istersiniz?" diye sorduğumda, genellikle "sorumluluk sahibi değil"
yanıtını alırım. Onlara "sorumluluk" ya da "saldırganlık" kavramlarının soyut
olduğunu açıkladığımda ise sözlerini, "eşyalarını dolaba asmak yerine yerlere
atıyor" ya da kardeşini dövüyor" olarak değiştirirler. Bu noktada elinizde,
çocuğunuza uygun ödüllendirme sistemini yaratabilmek için çok değerli iki kural
vardır. Birincisi; sisteminizi çocuklarınızın duyguları değil hareketleri
üzerine kurmak, ikincisi ise; ödüllüllendirme sistemini sadece elle tutulur,
gözle görülür davranışlara uygulamaktır. Uyulması gereken genel kurallar
bunlardır. Simdi konuya daha fazla açıklık getirmek için hayali örneğimiz olan
sekiz yaşındaki bir çocuk için iyi ve kötü karakter özellikleri oluşturalım.
Sisteminizi oluştururken, üç ayrı liste yapmanızda fayda var:
A: Onayladığınız ve devam etmesini istediğiniz davranışlar.
B. Azalmasını istediğiniz davranışlar.
C. Daha fazla yapmasını istediğiniz davranışlar.
Bu üç listeyi söyle hazırlayabilirsiniz:
A. Onayladığınız ve devam etmesini istediğiniz davranışlar
1. İlginç sorular sorması. (Bu özelliğinin ona okul hayatında başarı
sağlayacağını biliyorsunuz.)
2. Ev islerine yardımcı olması. (Ama her zaman değil!)
3. Ara sıra sizi kucaklayarak sevgisini göstermesi.
4. Yakın arkadaşı ile kavga etmeden uzun süreli oyunlar kurabilmesi.
5. Giysilerini dolabına asması. (Bazen!)
B. Azalmasını istediğiniz davranışlar
1. Altı yaşındaki kardeşi ile ağız dalaşı başlatması.
2. Kardeşine vurması.
3. İstediğini elde edemeyince bağırması.
4. Bazen itaatsizlik etmesi.
C. Daha fazla yapmasını istediğiniz davranışlar
1. Giysilerini dolabına aşması.
2. Ev ödevini ihmal etmemesi.
3. Kardeşi ile kavga etmeden oynaması.
4. Yatağını toplaması.
İlk listedeki maddeler çocuğunuzun zaten yaptığı şeylerdir, sizin yapacağınız,
bu davranışlar için bir ödül saptamaktır. Unutmayın; "Ödüllendirilen davranışlar
mutlaka tekrarlanır. "Önemli olan çocuğunuzun ödüllendirilecek davranışlarını
düzenli olarak tekrarlaması değil her tekrarladığında ödüllendirilmesidir.
Örneğin, giysilerini dolaba her gün değil de haftada iki kere asıyor diyelim;
siz de o zaman onu iki kere ödüllendirerek bu hareketini tekrarlama isteğini
güçlendiriniz. Pozitif Ödüllendirme sistemi oturmuş iyi alışkanlıklar
oluşturmaya yöneliktir. İki türlü ödül vardır. Manevi olanlar, taktir etme,
öpücük, kucaklama vb. ödüllerdir. Sisteminize erken yasta başlarsanız, isinizin
çok kolaylaştığını ve manevi ödüllerin hemen her zaman yeterli olduğunu, maddi
ödüle ancak çok özel durumlarda ihtiyaç duyduğunuzu göreceksiniz. Örneğin, sekiz
yaşındaki çocuğunuz ilginç bir soru sorduğunda: hemen, "Ne kadar akılıca bir
soru, bunu düşünmek için çok akilli olmak gerekir" diyebilirsiniz. Eğer evde
size yardımcı olduysa, yine buna benzer iltifatlarda bulunabilirsiniz. Ya da son
zamanlarda size özellikle yardim ediyorsa, "Bugünlerde bana çok yardımcı oldun,
ben de sana bir şey ikram etmek istiyorum, hadi dondurma yemeye gidelim"
diyebilirsiniz. Eğer, eve çağırdığı arkadaşı ile uzun süre güze güzel
oynadılarsa, "çocuklar, çok güzel oynuyorsunuz, aferin, hadi dondurma yemeye
gidelim" diye bir sürpriz yapabilirsiniz. Çocuğunuz, istediğiniz bir davranışı
öğrenirken, başlangıçta her sefer onu ödüllendirmeyi ihmal etmeyin. Yapması
gerekeni öğrendikten sora ise onu aralıklarla ödüllendirmelisiniz. Örneğin,
arkadaşı ile kavga etmeden oynadığı için her seferinde onu ödüllendirmeyin. Bunu
beklemediği bir zamanda yapın. Eğer, "Bizi birlikte güzel güzel oynadığımız
halde niçin dondurma yemeye götür mü yorsun?" diye mızmızlanırsa; "Özel ödüller
özel zamanlar içindir" demekten kaçınmayın. Ödülün zamanını ve şeklini çocuk
değil siz kararlaştırmalısınız. Çocuğunuzun arzu edilen davranışlarını
ödüllendirmek sadece onu bu davranışları tekrarlamaya yönlendirmez, sizin
üstünüzde de olumlu etki yapar. Siz de sürekli ödüllendirebileceğiniz bir
davranış aramaya baslarsınız. Böylece, bilinçaltınızda kendinizi pozitif
olaylara konsantre olmaya alıştırırsınız. Ne yazık ki bazı anne babalar bunun
tam tersini yapar; Çocuklarını cezalandırmak için izlerler. Siz böyle yapmayın!
Çocuklarınızı iyi işler yaparken "yakalayın" ve onları ödüllendirin!
Unutmamalısınız ki: "balla, sirkeyle yakaladığınızdan daha fazla sinek
yakalarsınız." Dört yaşındaki çocuğu için benden yardım isteyen babayı örnek
alalım: çok yaramaz olan bu çocuk, gittiği anaokulunda arkadaşlarını dövüp
ellerinden oyuncaklarını alıyor ve hiç laf dinlemiyormuş. Babaya çocuğun olumlu
yanlarını görmesini önerdim. Çünkü çocuğunda - cezalandırmak için- sürekli
olumsuz öğeler aramak yerine onun iyi özelliklerinin de olduğunun farkına
varmalıydı. Babaya su soruyu yönelttim: "Çocuğunuzun onayladığınız ve
sürdürmesini istediğiniz davranışları nelerdir?" İnanır misiniz, babası dört
yaşındaki oğlu için söyleyecek olumlu tek bir şey bulamadı! O zaman fikrini
değiştirmesi için şu noktalara dikkatini çektim: Oğlu anaokuluna her gün
isteyerek ve severek gidiyordu, çok enerjikti, başka çocukların onu ezmesine
izin vermiyordu. Bunları duyunca baba çocuğunun her hareketinin kötü olmadığının
farkına vardı. Olumlu ödüllendirme sistemimize babayı bu konularda ödül vermeye
teşvik ederek başladım. Hayatında babasından ilk defa olarak iltifat gören çocuk
onu daha iyi dinlemeye başladı. sistem yerine oturduğunda babanın, çocuğunu
nasıl ödüllendireceğini planladık. Şimdi yine- sekiz yaşındaki çocuk- örneğimize
dönelim: onun iyi davranışlarından söz ettik, konu istemediğimiz ya da daha az
yapmasını istediğimiz davranışlara geldi. Çocuğumuzun davranışlarını değiştirmek
istiyoruz ve öğrenilmesi gereken davranışlar için ödüller belirlememiz
gerekiyor. Her şeyden önce, çocuğumuzun ödül saydığı şeylerin; kişilerin,
yerlerin, eşyaların ve aktivitelerin tam bir listesini çıkarmalıyız. Aşağıda Dr.
Paul Clement'in izniyle yayınladığımız, anne babaların doldurması gereken bir
liste bulacaksınız. Ödüller (anne babalar için anket) Çocuğumuzu tam olarak
anlayabilmemiz için onun önem verdiği kişileri, yerleri, eşyaları ve
aktiviteleri bilmemiz gerekir. Bunları, aynı zamanda ödül olarak da
kullanabiliriz. İster yeni öğrettiğimiz, ister daha fazla yapılmasını
istediğimiz bir davranış olsun, eğer onu ödüllendirirsek bu davranış sıklıkla
tekrarlanacaktır.
1. Kişiler :Hafta içinde, çocuğunuzun en fazla zaman geçirdiği on kişinin
listesini yapın. Zamanını en çok geçirdiği kişiyi ilk sıraya ikinci kişiyi
ikinci sıraya vb. Ardından çocuğunuzun daha fazla zaman geçirmesi gerektiğine
inandığınız kişilerin listesini yapın. Bu listeye, çocuğunuzun daha fazla zaman
geçirmek isteyeceği kişileri de yazabilirsiniz.
2. Yerler : Çocuğunuzun hafta içinde zamanını en fazla geçirdiği yerlerin
listesini yapın. (Ev, sokak, mutfak, park, sınıf, odası vb.) Şimdi de
çocuğunuzun daha fazla zaman geçirmek istediği yerlerin listesini yapın.
3. Şeyler : Çocuğunuzun, hafta içinde en fazla zaman geçirdiği on şeyin
listesini yapın. (Oyuncaklar, TV, evdeki hayvanlar, kitaplar, bisiklet, bebekler
vb.) Çocuğunuzun çok istediği halde sahip olamadığı ya da yapma sansının
olmadığı şeylerin listesini yapın. Aşağıdaki listeye çocuğunuzun en sevdiği on
yiyecek ve içeceğin adların yazın. Bu listeye seker, çikolata gibi her zaman
yemesine izin vermediğiniz şeyleri de ekleyin.
4. Aktiviteler : Çocuğunuzun hafta içinde en çok zaman ayırdığı aktiviteleri
sırasıyla yazın. (Televizyon seyretmek, kitap okumak, sporla ilgilenmek vb)
Böyle bir listenin çocuklarınızı daha yakından tanımak için size yardımcı
olduğunu göreceksiniz. Anne babalar, çocuklar hakkında genellikle bilinçli
olarak bu listedeki gibi düşünceler üretmezler. Listeleri yaptıktan sonra bu
dört ana maddenin çocuğunuzun hayatında ne kadar önemli bir yer tuttuğunu ve
belki de bu maddelerin bazılarını ödül olarak kullandığınızı göreceksiniz. Anne
babalara bu listeleri yaptırmamın en önemli nedeni, onlara, çocuklarının her
birinin ne kadar özel olduğunu hatırlatmaktır. Her çocuğa uygulanabilecek bir
ödül listesi yoktur. Bir çocuğa ödül görünen, diğer çocuğa ters etki yapabilir.
Her çocuğun hoşlandığı kişiler, yerler ve aktiviteler farklıdır. Simdi elinizde
ödül olarak kullanabileceğiniz şeylerin listesi var. Çocuğunuzun, yapmamasını
istediğiniz hareketlerinin listesine geri dönelim. Buradaki en önemli konu
maddeleri tek tek çözümlemeye çalışmaktır. Diyelim ki artık kardeşi ile
dövüşmemesini istiyorsunuz. Önce, buna neyin sebep olduğunu bulmaya çalısın.
Eğer her dövüşten sonra çocuklarınızdan birini ya da ikisini birden
cezalandırıyorsanız, demek ki siz farkında olmadan "Erimiş Çikolata" ilkesini
uyguluyorsunuz. Negatif ilginiz, istemediğiniz halde çocuklarınızı
ödüllendiriyor ve onları dövüşmeye teşvik ediyor. İlk adim, negatif ilgiyi
derhal keserek bu tarz ödüllendirmeyi durdurmaktır. Planınızın diğer yanının
uygulayarak, çocuklarınızın arasındaki arkadaşlığı güçlendirmeye çalışın.
Arkadaşça davrandıkları zaman çocuklarınızı ödüllendirerek bu duyguyu
güçlendirmek istiyorsunuz. Bunun için aşağıdaki programı uygulayabilirsiniz:
1. Sabah, çocuklar okula gitmeden önce bir ödül.
2. Akşam yemeğinden sonra, değişik zamanlarda iki ödül. Ödüllerin en fazla
etkili olduğu zaman, istenen davranışların yapıldığı andır. Size düşen görev
sabah ve aksam çocuklarınızı dövüşmediği ve iyi geçindikleri zamanı bulmaktır!
Daha önce söylediğim gibi anne baba olarak en büyük göreviniz; çocuklarınızı en
iyi şekilde davranırken "yakalamaktır!" Böyle zamanlarda çocuklarınızı
ödüllendirirken, "Sizi birbirinizle iyi geçinirken görmek çok güzel!" demeyi
unutmayın. Artık "dövüşmedikleri zaman ödül, dövüştükleri zaman hiç bir şey"
düzenini kurduk. Ama "Dövüşürken onları nasıl durdurayım?" dediğinizi duyar
gibiyim. Bunun çözümünü kitabin ilerleyen bölümlerinde açıklamaya çalışacağım.
Aşağıdaki üç maddeden birine girmiyorsa, yapılması gereken, çocuklarınızı "kötü"
davranışlarına aldırmamaktır.
1. Kendine ve başkasına zarar veriyor;
2. Eşyaya- eşyalara zarar veriyor;
3. Sizi sinirlendiriyor. Bu üç kategoriye giren davranışların, çocuğun yaşına
göre getirilecek çözümlerini kitabin ilerleyen bölümlerinde uzun uzun anlatmaya
çalışacağım. Sakin beni yanlış anlayarak, "Çocuğunuz ne yaparsa yapsın
aldırmayın!" dediğimi sanmayın. Çocuğunuz, duvarlara resim yapıyorsa ya da
piyanonun üstüne ismini kazıdıysa, bunlar tabii ki durdurulması gereken
davranışlardır. Benim bu bölümde vurgulamak istediğim; pozitif davranışları
ödüllendirerek, (hele de erken yasta baslarsanız) kurmak istediğiniz disiplin
programında kendinize büyük kolaylık sağlayabileceğinizdir. Sıkça duyduğum bir
soru;"Bu çocuklara rüşvet vermek değil midir?" Kesinlikle HAYIR. Rüşvet: meşru
olmayan bir iş yaptırmak için verilen para ya da armağandır. Bizim burada
ödüllendirdiğimiz davranışlar, başkasının canını acıtmamak ödev yapmak, ortalığı
toplamak gibi yararlı davranışlardır. Anne babalar çalıştıkları isten maaş ve
ikramiye alırlar. Çocuğumuzu yaptığı iyi hareketler için ödüllendirirken biz de
ayni mantığı kullanmalıyız. Kardeşine vurmamayı öğrenmeyi, ortalık toplamayı,
ödev yapmayı "is"e, bizlerin onlara verdiği ödülleri ise "maaş"lara
benzetebiliriz. İş yaparak kazanılan paraya nasıl "rüşvet" denemezse ayni şey
çocuklarımıza verdiğimiz ödüller için de geçerlidir. Ödüllerin arasını açarak,
ara sıra ödül vermeye başladığımız da ise çocuğumuza ödül almaktan değil, sadece
iyi bir iş yapmış olmaktan mutluluk duymayı öğretiriz. Amacımız; çocuklarımızın
sorumluluk sahibi, kendi kendilerini ödüllendirebilen yetişkinler olmalarıdır.
Pozitif Ödüllendirme sistemini ne kadar çok kullanırsak, diğer disiplin
yöntemlerine o kadar az ihtiyaç duyarız. Çünkü: başa çıkılması gereken kötü
hareketler de o derece azalır.
BİZİ SEVEN SEVMEYEN ,ALLAH'IN YARATTIĞI HER ŞEYE SELAM OLSUN.DOSTLARIMIZA DA
VERDİKLERİ DESTEKLERDEN DOLAYI İKİ KEZ SELAM OLOSUN...KALIN SAĞLICAKLA...
Bu Makale 1866 Defa Okunmustur.
|
Yorumlar
Daha sağlıklı nesiller yetiştirebilmek için vermiş olduğunuz bilgiler için teşekkür ederim. Devamını bekliyorum
Saygılarımla
Sıtkı Engin