Son Konular

Gözde Pansiyon Şube 1 - Gözde Pansiy...
Taner 22-08-10 14:31
Havsa Devlet Yurdu
Taner 22-08-10 14:30
Günay Kız Öğrenci Pansiyonu
Taner 22-08-10 14:25

Son 5 Üyemiz

Haydar(Mistır COVANNi)
(2010-09-05 19:41:15)
hvsogrenci(ali)
(2010-08-28 18:50:01)
sneak(sneak)
(2010-08-28 11:10:22)
HAVSA ÖĞRENCİ PANSİYONU(alpsaruhan)
(2010-08-22 06:01:30)
Semih(semihyuksel)
(2010-08-21 21:30:01)

Hava Durumu

 EDIRNE
Söğütlüdere Köyü
Çarşamba, 10 Mart 2010 01:07

Köy İlçenin 15 km. kuzeyinde yer alır. Hasköy, Habiller, Oğulpaşa ve Osmanlı köyleriyle çevrili bulunan köyün, 15.084 dekar ekilir arazisi ile 1300 dekar mera ve 220 dekar da Hazine arazisi bulunmaktadır. Bu arazinin 2 bin dekarı sulu ve kalanı da kıraçtır. Bu sınırlar içerisinde dağlık, taşlık, sazlık ve bataklık gibi bir yeri yoktur. Arazi hafif engebeli ve verimlidir. Topraklar üzerinde geniş analizler yapılmıştır, neticeleri Meriç Havzası Toprakları bitabında mevcuttur.

Köy, Edirne-Kırklareli asvaltım hemen bitişiğinde ve güneyinde yer almaktadıır. Köyün hemen batısında Oluklu deresi geçmektedir. Ev konumları pek fazla dağınık değildir. Köyün bulunduğu yer, doğudan batıya doğru az meyillidir.

Köyün bugünkü bulunduğu arazi hali bir otlaki olarak kullanılır durumda ve Hasköyüne tabi imiş. 1872-73 yıllarında, Rüstem Ağa adında bir kişi bugünkü köyün bulunduğu yere, yakınları ile birlikte ev kurup yerleşmişler. Uzun yıllar Hasköy'ün bir mezrası durumunda kalmış. Balkan Savaşı'ndan sonra 1914 yıllarında Bulgaristan ve Yunanistan'dan gelen göçmenler yerleştirilmiş ve köy durumuna gelmiş oldu. Köyün bulunduğu mevki ve dere boylan çok güzel ot yetiştirir, burada otlayan sağmal hayvanların sütleri hem çoğalır hem de lezzetli olurmuş. Bundan dolayı, köy daha kurulmazdan önce bu mevkiye sütlü dere adı verilmiş. Köy kurulduktan sonra da dere boylarında bol söğüt ağaçlarının bulunmasından Sütlü dere yerine "SÖĞÜTLÜ DERE" olarak adını almış oldu.

Köyde aile, ana-baba ve çocuklardan oluşur. Büyükanne ve büyükbaba­ların bulunduğu aileler de bulunuyor. Aile içinde, birden fazla bulunan erkek çocuklardan, bir tanesi ana-babanın yanında kalır, diğerleri ayrı ev kurarlar yani ayrılırlar. Ev kurmalarında ailece yardımcı olunur, bir miktar arazi de verilir. İşbirliği yapan kardeşler de bulunuyor.

Köy halkı, Türk geleneği doğrultusundaki ahlaki durumlarını devam ettirmeye çalışmaktadır. İbadetlerde, ramazan ve cuma günlerinde cemaat fazlalaşmakta diğer zamanlarda azalmaktadır. Aileler arasında olduğu gibi, bir aile içinde bulunan fertler arasında da farklılıklar gözlenebiliyor.

Köy halkı arasında bazı batıl inançlar da bulunuyor. Örneğin: Küçük yaşta çocuğu ölen anneler, perşembe gününün akşamı ve cuma el işi yapmazlar, dikiş-nakış ve örgü işleri yapılmaz. Ölen çocukların rahatsız olacağı inancı bulunmaktadır, ev temizliği ve çamaşır yıkamak, salı ve çarşamba günlerinde sakıncalı görülüyor. Yeni doğan çocuk, kırkıncı günü yıkanır ve ondan sonra dışarıya çıkarılır. Yıkanan çocuğun suyunu gece herhangi bir yere dökülmesi sakıncalı görülüyor. Kırkıncı günü, yıkanacak olan çocuğun suyu özel olarak hazırlanır. Suyun içinde çeşitli otlardan kırk yaprak, kırk tane küçük taş ve kırk tane çeşitli yiteceklerden kırıntı konur ve öylece su ısıtılır. Nedeni ise: Kırk çeşit ot yaprağından sıhhat, kırk adet küçük taştan güç, kırk tane yiyecek kırıntısı ise bolluk içinde yaşamasının temennisi olarak niteleniyor.

Geçmiş dönemlerde, Hıdırlez şenlikleri yapılırmış. Bu şenliklerde toplu olarak köyün herhangi bir yerinde yapılırmış. Köyün zenginleri, birer kuzu keserlermiş ve çuvalla pirinç alırlarmış, yapılan pilavlı yemekler beraberce yenirmiş. Kızlar ağaçlara salıncak kurar, erkek delikanlılarda büyüklere hizmet ederlermiş. Kızların okuduğu manilere cevap, isteklileri tarafından aracı ile gönderilirmiş. O dönemlerde söylenen manilerde birkaçı aşağıdadır :

Martıfalım martıfal, Tülbendi uzaldayım,

Martıfalın artı var, Ucunu düzelteyim,

Kimin evel çıkarsa, Şöyle nerden gelicen,

Devlet ile bahtı var. Yolunu gözledeyim.

Geçmiş dönemlerde, At yarışları ve güreşler de vardı. Kız-oğlan buluşup konuşma söz konusu değildi. Ana-Baba'nın istediği yere görücü usulü ile evlenmeler olurdu. Şimdi böyle bir şey yok. Gençlere de bir söz hakkı tanınıyor. Düğünlerde davul-zurna çalınır. Eskiden perşembe günü biten düğün, şimdi pazar günü bitmektedir.

Bu Makale 361 Defa Okunmustur.
 

Üye Girişi

Kimler Sitede

  • [Bot]
  • [Google]
Suan Sitede:
  • 4 ziyaretci

Nöbetçi Eczane

Gün Ecz
02843361325
Fatih Cad. No:6

Köşe Yazarları

Yeni Sayfa 1

Diğer Yazıları..


Firma Rehberi


Site Istatistikleri

Aktif Uyeler:101
Son Uyemiz:Mistır...
Son Ziyaretci:Crimina...
Bolum:5
Kategori:6
Icerik Okunma:54123
İçerik:432

Ziyaretçi Sayacı

mod_vvisit_counterBugün225
mod_vvisit_counterDün217
mod_vvisit_counterBu Ay1360
mod_vvisit_counterToplam28331